Öğretmen Anıları


Beyin

Ayşe öğretmen, Hayat Bilgisi dersi kapsamında öğrencilerinin ne öğrendiğini ölçebilmek amacıyla onlara açık uçlu sorulardan oluşan bir sınav yapmıştır. Sınav kâğıdında yer alan sorulardan bir tanesi:

“Okuldaki ihtiyaçlarınız nelerdir? Yazınız.” şeklindedir.

Sınav biter ve öğretmen, bu soruya verilen cevapları inceler. Bir öğrencisinin yazdıkları dikkatini çeker. Öğrenci:

-“Çanta, kalemlik, kalem, silgi, kalemtıraş, dosya, kitap, Beyin!” (2. sınıf – İzmir)

 

İlkokulRehberi.com Yorumu: Somut işlemler döneminde yer alan çocukların, akıl yürütme, olaylar-durumlar arası bağlantı kurma konusunda oldukça başarılı oldukları düşünülmektedir. Bu dönem, çocukların yorumlama ve çıkarım yapma yeteneklerinin geliştiği dönemdir.

 


Görsel Sanatlar Dersi 

Öğretmen, Görsel Sanatlar dersinde öğrencilerinin evlerinden sevdikleri bir oyuncağı getirmelerini istemiş ve derste bu oyuncağı, istedikleri renge boyayabileceklerini belirtmiştir. İhsan ile Hakan derse gelirken oyuncak arabalarını yanlarında getirmişlerdir. İhsan, mavi olan arabasını sarı renge, Hakan ise; kırmızı olan arabasını siyah renge boyamaya karar vermiştir. Öğrenciler oyuncaklarını boyamışlar ve kuruması için bir süre bekletmişlerdir. Günün sonunda kuruyan arabalara bakan öğretmen, İhsan ve Hakan’a dönüp arabalarının ne renk olduğunu sormuştur. Bunun üzerine:

 

İhsan:

-“Benimki sarı öğretmenim.”

Hakan:

-“Benimki kırmızı öğretmenim.”

Öğretmen, sorusunu birkaç kere tekrar etse de her seferinde, öğrencilerinden aynı cevapları almıştır. (1. sınıf – Van)

İlkokulRehberi.com Yorumu: Dolaylı gerçeği kavrayabilme (çıkarsanmış gerçeklik) kavramı, çocuğun bir durumun sadece görünen tarafını değil, görünmeyen tarafını da algılamasıdır. Piaget’e göre bu durum, ilkokul döneminden itibaren kazanılır. Bireysel farklılıklar da göz önüne alındığında, öğrencilerin farklı cevaplar vermesinin bu kavramla ilgisi olduğu düşünülmektedir.

 


Hadi Teneffüse!

Okulun ilk haftasıdır. Filiz öğretmen, bahçede topladığı 1. Sınıf öğrencilerine okul kurallarından bahseder. Okulun kantinini, lavaboları, okul bahçesini gösterir, ardından öğrencilerini sınıfa çıkarır. Kısa bir süre sonra teneffüs zili çalar.

-Filiz Öğretmen: Hadi bakalım çocuklar, teneffüse!

Öğrenciler koşarak dışarı çıkarlar ve bir süre sonra bir öğrenci yorulmuş bir şekilde öğretmeninin yanına gelir.

-Öğrenci: Öğretmenim bulamadık.

-Filiz Öğretmen: Neyi bulamadınız oğlum?

-Öğrenci: Teneffüsü öğretmenim. (1.Sınıf-Şanlıurfa)

İlkokulRehberi.com Yorumu: Çocuğun dünyası onlara anlatılanlarla sınırlı değildir, olmamalıdır da. Çocuklar, anlattıklarımızı kendi dünyalarında anlamlandırır. Eğitimciler bu dünyayı keşfedebilmek için çabalamalıdır.

 


Bremen Mızıkacıları

Öğretmen, Serbest Etkinlik dersinde Bremen Mızıkacıları metninin sahnelenmesi amacıyla birkaç öğrencisine metni okutturur.  Metnin okunmasından önce, metindeki resimleri göstererek eşek, köpek, kedi ve horozdan bahseder. Öğrencilerine horozun bir kuş türü olduğunu söyler. Bunun üzerine metin okunur ve metnin sonunda bir öğrenci söz alır.

-Öğrenci: Öğretmenim bir şey sorabilir miyim?

-Sema Öğretmen: Tabi ki Uygarcığım, sorabilirsin.

-Öğrenci: Hani horoz bir kuş türü demiştiniz ya öğretmenim. Peki neden diğerlerinin üstüne çıkıp öyle içeri giriyor, doğrudan uçup giremez miydi? (1.Sınıf-İzmir)


İlkokulRehberi.com Yorumu: Paylaşılan bu anı, öğrencilerde ‘Bilgiyi Yorumlama’, ‘Mantıksal Çıkarımda Bulunma’ ve ‘Neden-Sonuç İlişkisi Kurma’ gibi becerilerin gelişmesi ile doğrudan ilişkilidir.  ’Düşünme becerilerinin geliştirilmesi, küçük yaşlarda başlaması gereken bir süreçtir. Bu süreçte öğretmen; gözlemleyen, düşünen, araştıran, sorgulayan ve sorunlara çözüm üretmeye çabalayan bireylerin yetişmesi için çabalamalıdır.


Siz Siliyorsunuz Ama!

Atilla öğretmen tahtaya bir konu ile ilgili metin yazar. Öğrencileri bu yazılanları defterine geçirir ve ders arasında bir öğrencinin tahtayı silmesi üzerine:

-Öğretmen: Neden sildin tahtayı kızım, arkadaşların yazamamış. Silmen doğru mu?

-Öğrenci: Siz, biz yazamadan siliyorsunuz ama öğretmenim! (2.Sınıf-İzmir)


İlkokulRehberi.com Yorumu: Model alma yoluyla öğrenme, özellikle ilkokul çağındaki çocuklarda sıklıkla görülmektedir. Öğretmen, öğrencilerinin gözünde saygın bir yere sahip olup gerek sözleriyle gerek davranışlarıyla öğrencilerinin rol modelidir. Yukarıda paylaşılan anıda da, bu durumun etkisi görülmektedir.


Hepsi Kutlu Olsun

Öğretmen, derste cuma günlerinin önemi ile bayramlardan bahseder. Bayramların bizler için ne kadar önemli bir yeri olduğu üzerinde durur. Bayramlarda yakınlarla bayramlaşmanın, küçüklerin büyüklerinin elini öpmesinin bir gelenek olduğunu dile getirir. Ders esnasında bir öğrencisi söz alır.

-Öğrenci: Öğretmenim bir şey söyleyebilir miyim?

-Ayşenur Öğretmen: Tabi ki, Seni dinliyoruz Pınarcığım.

-Öğrenci: Bayram olmuştu öğretmenim ama bayram cuma günü değildi. Ben dedemin elini öptüm. Cuma günü öpmem gerektiğini bilmiyordum (3.Sınıf-Aydın).


İlkokulRehberi.com Yorumu: Tümevarımsal Mantık, ilkokul döneminde gelişen bir akıl yürütme yöntemidir. Bu dönemde çocuklar, parçalardan yola çıkarak genel bir değerlendirme yaparlar. Paylaşılan bu anı, öğrencide tümevarımsal düşünmenin hâkim olduğunu göstermektedir.


Devlet Ne Zaman Gelecek?

Yağmur Öğretmen, öğrencilerine bir sonraki gün okula kaymakamın geleceğini, kaymakamın çok önemli biri olduğunu ve gelirken giyimlerine dikkat etmeleri, okula çalışarak gelmeleri gerektiğini vurgulamıştır. Ertesi gün öğrenciler çok özenli bir şekilde okula gelirler. Zaman geçer ve kaymakam gelmez. Bir öğrencisi söz alır.

-Öğretmenim, hani bugün devlet gelecekti? (1.Sınıf-Muş)


İlkokulRehberi.com Yorumu: Çağrışım, bir kelimenin, bir görüntünün veya bir olayın; bir başka kelimeyi, görüntüyü veya olayı hatırlatması olarak tanımlanmaktadır. Zengin bir çağrışım gücüne sahip olmak, kelime dağarcığının gelişmiş olması ile ilişkilidir. Çocuklarda kelime dağarcığının gelişmiş olması, onların dil becerilerinin, okuma-anlama becerilerinin gelişmesini sağlayacaktır.  Kelimelerin zihinde canlandırılması olarak ifade edebileceğimiz bu süreç, beyin fırtınası tekniği gibi öğrencileri sınırlandırmadan, onları düşünmeye teşvik edici yollar ile desteklenmelidir.


Hani Süremiz Eşitti?

-Resim dersinde Büşra öğretmen öğrencilerini iki gruba ayırır ve öğrencilerine verdiği konu ile ilgili resim çizmelerini söyler. Sürelerinin bir ders saati olduğunu ve dersin sonunda hepsinin resminin bitmiş olması gerektiğini belirtir. Öğrenciler çizmeye başlarlar ve sonrasında çizdikleri resmi boyarlar. Zil çalar ve öğretmen önce bir gruptaki kişileri ellerini yıkamaları için lavaboya gönderir. Diğer grubun ise, arkadaşları geldikten sonra gidebileceklerini belirtir. Gidip gelen öğrencilerden biri:

– ‘Öğretmenim, bize bir ders saatinde bitirmemiz gerektiğini söylemiştiniz ama biz elimizi yıkamaya gittiğimizde diğer grup boyamaya devam etti. Hani süremiz eşitti?’ (2.Sınıf – Bursa)


İlkokulRehberi.com Yorumu: Öğrenciler, kendilerine söylenilenler ile yapılan uygulamalar arası tutarlılığa dikkat ederler ve bu durum onların performanslarına yansır. Öğretmenler; eşitlik, tutarlılık, adalet gibi davranışlarıyla öğrencilerinin motivasyonlarını arttırmalıdırlar.


Beni Artık Sevmiyor Musun?

Annesi her gün Ayşe’nin saçını örmeden önce onu çok sevdiğini söyler. Okula gittiğinde öğretmeni ve arkadaşları Ayşe’nin saçlarının çok güzel olduğunu dile getirir. Bir gün yine annesi Ayşe’nin saçını örer; ancak o gün onu çok sevdiğini söylemez. Ayşe mutsuz bir şekilde okula gider. Okuldan eve geldiğinde ise, Ayşe yine mutsuzdur. Yemek yemek istemez. Annesi bu durum üzerine ne olduğunu anlayabilmek için:

-‘Üzgün görünüyorsun kızım, okulda bir şey mi oldu?’

-Ayşe: ‘Hayır bir şey olmadı’.

-Annesi: ‘Peki neden durgunsun?’

-Ayşe: ‘Sen artık beni sevmiyor musun anne?’

-Annesi: ‘Olur mu öyle şey, o nereden çıktı?’

-Ayşe: ‘Her sabah saçımı örmeden önce beni çok sevdiğini söylerdin. Bu sabah sadece saçımı ördün.’ (1.Sınıf – Düzce)


İlkokulRehberi.com Yorumu: Davranışçı yaklaşımda bilincin temelini uyarıcı-tepki bağı arasındaki ilişki oluşturur. Bu yaklaşımın kavramlarından olan Klasik Koşullanmanın ‘Bitişiklik’ ilkesi, yukarıda bahsedilen durumu ortaya koymaktadır. Annenin sevdiğini söyleme ve saç örme davranışı sürekli tekrar edip arka arkaya geldiği için çocuk iki durum arasında bağ kurmaktadır.


Hadi Oyun Oynayalım!

Nurhan Öğretmen normalde çok hareketli, neşeli olan bir öğrencisinin gün boyu çok sakin ve neşesiz olduğunu fark eder. Ders sonunda durumun ne olduğunu anlayabilmek adına öğrencisine:

-‘Hadi oyun oynayalım!’ der. Öğrencisi heyecanlanır ve kabul eder. Öğretmeninin çocuk, kendisinin ise anne olmasını ister ve öğretmen bunu kabul eder.

-Öğrenci: ‘Şimdi sen odandaymışsın ben de yanına geleceğim.’ diyerek oyunu yönlendirir.

-Öğrenci: ‘Kızım sen odanı toplamadın mı hala? Kaç defa söyledim her defasında aynı şeyi yapıyorsun.’

-Nurhan Öğretmen: ‘Neden öyle diyorsun anneciğim?’

-Öğrenci: ‘Bu konuda sana çok kızıyorum hiç toplamıyorsun odanı.’ der ve bir anda ağlamaya başlar. Öğretmen şaşırır ve öğrencinin neden ağladığını sorar.

– Öğrenci: ‘Bu sabah, annem odamı toplamadığım için bana çok kızdı ben de çok üzüldüm öğretmenim.  (1.Sınıf – İstanbul)


İlkokulRehberi.com Yorumu: Oyun; hoş vakit geçirme, empati kurma, duygularını ifade edebilme ve kendini açma aracıdır. Doğru bir şekilde kullanıldığında çocukların oyun aracılığıyla iletişimleri artacak ve kendilerini daha iyi ifade edebilme becerileri gelişecektir.


Kompozisyon Ödevi

Öğretmen, öğrencilerine ‘Doğa’ ile ilgili bir kompozisyon yazma ödevi verir. Ödevin önemli olduğunu, noktalama işaretlerine, yazım kurallarına uyulması gerektiğini ve yazılarının güzel olması gerektiğini belirtir. Bu şartlara uyanlara ek puan vereceğini söyler. Öğretmen bir sonraki gün ödevleri toplar ve bir öğrencisinin giriş cümlesi dikkatini çeker:

-‘Avalar çok güzel. Ayvanlar çimende pinekliyo.’ (3.Sınıf – Tekirdağ)


İlkokulRehberi.com Yorumu: Eğitim; içinde yaşanılan çevrenin, toplumun kültüründen etkilenen ve kültürünü etkileyen süreçtir. Öğretmenler, bulundukları yörenin dili, konuşma biçimi ve sosyal özelliklerini gözeterek eğitim sürecini planlamalıdır.


Defter Sayfası

Öğretmen Matematik dersinde tahtayı tasarruflu kullanmak amacıyla üçe ayırır ve tahtanın bir tarafında konu anlatımı yapar. Diğer tarafına örnek soru yazıp çözümünü sınıfa anlatarak kendisi yapar. Tahtanın üçüncü bölümüne ise, öğrencilerin çözmesini beklediği bir soru yazar. Bir öğrencisi tahtada çözerken öğretmen öğrencilerinden yazılanları defterlerine güzelce geçirmelerini ister. Bu sırada defterlerini inceler. Öğrencilerinden birinin defter sayfasını üçe ayırdığını ve yazıların iç içe girip neyin nereye yazıldığının belli olmadığını fark eder. Bunun üzerine çok sinirlenir.

  • Öğretmen: ‘Ne yapmışsın böyle? Ben size defterinize güzelce geçirin demedim mi?’
  • Öğrenci: -‘Ama ben sizinki gibi yaptım öğretmenim.’ (2. Sınıf – Muş)


İlkokulRehberi.com Yorumu: Öğretmenler; görünüşleriyle, sözleriyle ve davranışlarıyla öğrencilerinin rol modelidir. Bu sebeple öğrencilerden beklenenler net bir şekilde ifade edilmeli, öğretmenlerin davranışlarının öğrencileri tarafından örnek alınacağı unutulmamalıdır.


Topuklu Ayakkabı

Zehra Öğretmen kıyafetine özen gösteren ve her gün topuklu ayakkabı giyen biridir. Ders sırasında ayaklarının ağrıdığından şikâyet eder. Birkaç kez öğrencilerine o gün ayakta durmaktan çok yorulduğunu oturarak devam edeceğini belirtir. Bir gün:

-Öğretmen: ‘Çocuklar bugün çok fazla ayakta kaldığım için yoruldum lütfen sessiz olun ve yerlerinizden kalmayın.’

Bir öğrencisi yüksek sesle:

-‘O kadar topuklu giyerseniz tabi ki ağrır öğretmenim.’ (4.Sınıf – Konya)


İlkokulRehberi.com Yorumu: Somut işlemler dönemindeki öğrenci, olaylar arasında neden-sonuç ilişkisi kurar. Bir durumla karşılaştığında onun sebebinin ne olabileceğini düşünmeye başlar. Bu dönem, çocuğun düşüncesini net bir şekilde ifade ettiği dönemdir.


Sizin Gibi Olur

-Öğretmen Hayat Bilgisi dersinde ‘Sağlıklı Hayat’ ünitesinde yer alan kazanımlar kapsamında öğrencilerine diş fırçalamanın öneminden bahsetmektedir. Kendisinde diş teli bulunan öğretmen, öğrencileriyle diş fırçalamanın yararları üzerine konuşmaktadır.  Öğrencilerine çeşitli sorular yöneltmekte, onlardan gelen cevaplar doğrultusunda konu ile ilgili eklemeler yapmaktadır.

-Öğretmen: ‘Dişlerimizi fırçalamazsak ne olur çocuklar?’

Bir öğrenci ısrarla söz almak ister.

-Öğrenci: ‘Eğer dişlerimizi fırçalamazsak ağzımıza sizin gibi demir takarız öğretmenim.’ (1.Sınıf-İzmir)

 

 

İlkokulRehberi.com Yorumu: Çocuklarda sebep-sonuç ilişkisinin anlaşılmaya başlandığı dönem olan ilkokul yılları, çocukların olaylar arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları daha kolay algıladığı yıllardır. Bu dönemde, çocuklara olayların nedenlerini sormak ve açıklamak onların sosyal gelişimlerinin yanı sıra dil ve bilişsel gelişimlerine de katkı sağlayacaktır.


Görsel Sanatlar Dersi

Aylin öğretmen görsel sanatlar dersine stajyer öğretmenlerle birlikte girmiştir. Öğretmen, bir süredir derslerine giren öğretmen adaylarına ders sırasında yüksek sesle uyarılar yapmakta ve onlardan sıraları düzeltmek, panoyu düzenlemek gibi isteklerde bulunmaktadır.

Dersin başında öğretmen, öğrencilerinden sınıf içini resmetmelerini ister. Öğrencilere süre verilir ve çalışmaların tamamlanması beklenir. Resimlerin tamamlanmasından sonra çizilen resimler panoya asılmak üzere toplanır. Sınıf öğretmenleri ve öğretmen adayları çizilen resimleri incelerler ve çocukların neredeyse yarısının kendilerini çizdiklerini görürler. Çocuklar; sınıf öğretmenlerini, stajyer öğretmenlere dönük şekilde çizmişlerdir ve sınıf öğretmenlerinin resmi üzerine konuşma balonu eklemişlerdir.

Konuşma balonlarında şunlar yazılıdır:

-‘O panoyu niye düzenlemedin?’

-‘Sınıf niye ayakta, oturtamadınız mı yerlerine?’

-‘Diğer sınıfa bak oradan silgi getir.’ (4.Sınıf-Muğla)

İlkokulRehberi.com Yorumu: İlkokul çağındaki çocuklarda soyut düşünce gelişmemiştir. Çocuklar, duyularıyla düşünüp gözlemleri sonucunda davranışlar sergilerler. Bu sebeple, gerek ebeveynleri gerek öğretmenleri çocuklara örnek olacak davranışlar sergilemeli, onlara iyi birer rol model olabilmelidirler.


Başka Bir Evde mi Uyudunuz Öğretmenim?

Öğretmen, giyimine özen gösterip her gün okula gelirken farklı bir kıyafet giymektedir. Cuma günü, haftanın son günü diye, bir önceki gün giydiği kıyafetle okula gelmiştir. Sınıfa girdikten kısa bir süre sonra ona şaşkın gözlerle bakan bir öğrencisi ayağa kalkıp:

-‘Öğretmenim, dün giydiklerinizi giymişsiniz. Başka bir evde mi uyudunuz?’ (1. Sınıf-Antalya)

 

 

 

 

İlkokulRehberi.com Yorumu: Özelden özele akıl yürütme, özel bir durumdan başka bir özel duruma genelleme yapmadan akıl yürütmedir. Özelden özele akıl yürütemeyen çocuklar, bir olayla başka bir olayı eşleştirip diğer durumları göremez, anlayamazlar. 


Hangisi Daha Önce

Her kıyafetine uygun renk ve modellerde küpe takan bir öğretmene öğrencisi merakla sorar:

-‘Öğretmenim çok merak ediyorum. Siz önce kıyafetinizi mi seçip küpenizi takıyorsunuz yoksa küpenize uygun kıyafet mi alıyorsunuz?’(4.Sınıf – Van)

 

 

İlkokulRehberi.com Yorumu: Tümdengelimsel düşünmede bütün, parçalarının arasındaki ilişkiye bağlıdır. Gestalt Kuramında da bu düşünme yöntemi savunulup nesneler bir düzen içinde görülür. Bütün ön plandadır. Tümevarımsal düşünme ise çocuklarda somut işlemler döneminde gelişen, parçalardan bütüne gitme, bir bütünü oluşturan parçaların hepsini tek tek ele alarak o bütün hakkında yargıya varmadır. Çocuklarda düşünme becerilerinin gelişmesi için, onlara beyinlerini aktif kılacak, düşünmelerini sağlayıcı sorular sormak oldukça önemlidir.


Cinsiyet Sorunu

Ayşe öğretmen, 4-B sınıfının sınıf öğretmenidir. Bu sınıfın İngilizce derslerine ise; Ali öğretmen girmektedir. Sınıfın en çalışkan öğrencisi Nazlı, İngilizce dersini de çok sevmektedir. Buna rağmen Ali öğretmen, Nazlı’nın derse ve anlattıklarına karşı ilgisiz olduğunu, bir soru sorduğunda cevaplamak istemediğini ve kendisiyle konuşmadığını sınıf öğretmenine söylemiştir.

 Ayşe öğretmen bir gün konu ile ilgili Nazlıyla konuşmak ister.

-Öğretmen: ‘Nazlıcığım, sen İngilizce dersini çok sevdiğini söylemiştin. Oldukça da başarılısın. Peki Ali öğretmeninle neden konuşmak istemiyorsun?’

-Nazlı: ‘Çünkü o erkek, öğretmenim.’  (4. Sınıf – Adana)

 

 

 

İlkokulRehberi.com Yorumu: Kimlik gelişiminin önemli bileşeni cinsel kimliktir. Çocuğun cinsel kimliği 3-4 yaşlarında şekillenmeye başlar. Çocuk kendini belli bir cinsiyet içinde algılar, kabullenir; duygu ve davranışları buna göre şekillenir. Çocukların cinsel kimlikleri belirginleştikçe toplumsal normlara göre hareket etmeleri kaçınılmaz olacaktır. Bu süreçte çevrenin tutumu çocuk için önem taşımaktadır. Özellikle ebeveynler çocuklarının sosyalleşebilmeleri için gayret göstermeli, tutucu ve ayrımcı olmayan bir yaklaşım sergileyip çocuklarının sağlıklı cinsel kimlik edinebilmeleri için çabalamalıdırlar.

View Comments (0)

Leave a Reply

Your email address will not be published.