Dersleri Oyunlaştırmalı mı? Oyunlaştırmamalı mı?

Yazar: Doç. Dr. Tolga ERDOĞAN

Trabzon Üniversitesi Temel Eğitim Bölümü – tolgaerdogan.edu@gmail.com

Çocuğun en ciddi uğraşı oyun, en önemli işi yine oyundur.

                                                                                                 (Montaigne)

Son günlerde eğitim ile ilgili “sık kullanılan” kavramları bir düşünelim. Sosyal medyada eğitim ile ilgili paylaşımlara tekrar göz atalım. Siz de benim gibi “kodlama, programlama, STEM, yaşam becerileri, değerler eğitimi” gibi konularla ilgili sloganları görüyorsunuz değil mi? Şüphesiz bu konular günümüz dünyasında çocukların gelişimi için oldukça önemli. Sorgulayan, araştıran, yaratıcı düşünen, üreten, problem çözen, gelişen ve değişen dünyaya uyum sağlayan hatta gelişimi ve değişimi yönlendiren lider çocuklar için bu konularla ilgili öğretime ihtiyacımız var.

Çocuk ve Oyun

Bu ihtiyacı karşılarken sanki yine bazı noktaları gözden kaçırıyoruz. Daha çok “ne öğreteceğiz?” sorusu üzerine odaklanıyoruz. Hâlbuki ne öğreteceğimiz kadar nasıl öğreteceğimiz de önemli değil mi? Daha önce de “ne öğreteceğiz?” sorusuna odaklanarak aslında birçok şeyi öğretemediğimizi unuttuk mu? Bir de bu anlam yüklü kavramları öğreteceğimiz bireylerin çocuk olduğunu ne kadar hatırlıyoruz? Evet bu güzel konular çocuklara öğretilmeli, çocuklar bu alanlarda farklı bilgi, beceri ve deneyimleri kazanmalı ama onların doğasına uygun yaklaşım ve yöntemlerle. İşte bu noktada yine karşımıza “oyun” çıkıyor. Çünkü oyun çocukların yaşamlarının ve öğrenme süreçlerinin vazgeçilmez parçasıdır.

Doğal öğrenme ortamı: Oyun

Oyun, çocuğun en doğal öğrenme ortamıdır. Kalıcı ve anlamlı öğrenmenin en önemli anahtarıdır. Oyun konusunda yapılan çalışmalar, çocukların oyun sürecinde algılama ve öğrenmelerinin en üst düzeyde olduğunu göstermektedir (Öncü, 2011). Oyun, algılama, öğrenme, keşfetme, eğlenme, ilişkilendirme, deneyimleme, araştırma, problem çözme, dikkat, hayal gücü, özgürlük, kendini ifade etme, iletişim ve sosyalleşme gibi birçok ögeyi içinde barındırır. Oyun, çocukların tüm gelişim alanlarını destekler. Çocuklar oynadıkça gelişir ve yaşamı daha iyi anlamlandırırlar. Çocuklar oyun oynarken yeni bilgi ve becerileri keşfederek ve eğlenerek öğrenirler. Öğrenme-öğretme sürecine aktif bir şekilde katılarak keyif alır ve olumlu duygular yaşarlar.

Özgürce İfade Edebilme Olarak Oyun

Oyun, çocuk için en önemli iştir. Çocuk yaşam için gerekli olan davranış, bilgi ve beceriyi oyun içinde kendiliğinden öğrenir. İnsan ilişkileri, yardımlaşma, konuşma, bilgi edinme, alışkanlık ve deneyim kazanma, yaşam rollerini tanıma, anlama vb. olguları oyun içinde kavrar, benimser ve pekiştirir. Çocuğun yetenekleri oyun içinde daha iyi görülebilir. Gelişmesi daha iyi yönlendirilebilir. Oyunda kendini özgürce ifade edebilme imkânını bulan çocuğun, geleceğe dönük yönünü oyunlarla tanıyabiliriz (Erduran ve Yılmaz, 2016).

Oyun Ciddi Bir İştir!

Oyun, çocukların hayal güçlerini özgürce kullanmalarına ve kendi özgür iradeleriyle seçtikleri rolleri oynarken kurdukları dünyada farklı deneyimler yaşamalarına olanak sağlayan büyülü bir atmosferdir. Bu büyülü atmosfer çocukları öylesine sarar ki buldukları her fırsatı oyuna çevirmeye çalışırlar. Zamanlarının büyük bir kısmını “oyuna” ayırabilmeye bu kadar gönüllü olan çocuklar için oyun ciddi bir iştir. Bu nedenle çocukların oyuna olan bağlılıkları sorgulanmadan her fırsatta oyun oynayabilmelerine yardımcı olunması, onlara yeterli zaman ve seçenek sunulması son derece önemlidir. Oyun oynadıkça kendi kimliğini bulan, kendine olan güveni gelişen ve düşünme gücünün sınırsız olabileceğini keşfederek yaratıcı düşünebilen çocuk kendini yetiştirir.  Çocukların dil becerilerinin gelişiminde, sosyal hayatı ve kültür yapısının benimsenmesinde oyun önemli rol oynar (Ogura, 1991; Wilson, 2015). Ayrıca oyun, öz-düzenleme becerilerini geliştirmelerine ve odaklanma becerilerine katkı sağlar (Wasik ve Jacobi-Vessels, 2017).

Duygusal ve sosyal gelişim için Oyun

Oyunlarda, oyun arkadaşı ile birlikte kurulan iletişim çocukların kendileri ile ilgili farkındalık geliştirmelerini ve başkalarının duygularını nasıl yönettiklerini gözlemlemelerini sağlar. Böylece duygulara ve davranışlara yönelik bir algı oluşur. Bu şekilde sağlıklı iletişimin temelleri de atılmaya başlanır (Lindquist, MacCormack ve  Shablack, 2015; Youngblade ve Dunn, 1995). Oyun ile büyüyen çocuklar derslerdeki bilişsel kazanımlarla yetinmeyip kendilerini duygusal ve sosyal yönden de geliştirebilirler. Böylece çeşitli alanlarda yeterli bilgiye sahip ancak iletişim, işbirliği, paylaşma, yardımlaşma, öz değerlendirme gibi duyuşsal özelliklere sahip olmayan bireylerin yetişmesi engellenir.

Kaliteli Zaman Geçirmek İçin Oyun

Çocuklar için doğal öğrenme aracı olan oyunlar sadece çocukların değil öğretmenlerin de üzerinde titizlikle uğraşması ve zaman ayırması gereken bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Etkili ve kaliteli zaman geçirme aracı olan oyunların çocuklar üzerindeki olumlu etkileri göz önüne alındığında çocukluğun doğasında olan oyunları daha yakından inceleme gereksinimi ortaya çıkmaktadır. Ancak çocuklar ile oyun oynarken bazı noktalara dikkat edilmemesi ve yanlış davranışlarda bulunulması oyunun büyüsünü ve etkisini bozabilir. Bu nedenle aşağıdaki prensiplere dikkat edilmesi sınıfta oynanan oyunların verimliliğini ve etkisini de artıracaktır.

  • Oyun için öğretmen tarafından iyi bir planlama yapılmalıdır.
  • Oyun, çocuğun gelişim özelliklerine uygun olmalıdır.
  • Oyun için çocukların rahat hareket edebileceği bir ortam hazırlanmalıdır.
  • Çocukların oyunu bir rekabet aracı olarak değil de bir eğlence aracı olarak görmeleri sağlanmalıdır.
  • Oyuna derslerde düzenli olarak zaman ayrılmalıdır.
  • Çocukların ilgisini çekecek ve keşfetmeye olanak sağlayacak oyunlara yer verilmelidir.
  • Oyunu çocuğun yönlendirmesine olanak sağlanmalıdır.
  • Oyun sırasında “öğretmen” rolünden uzaklaşılmalıdır. Oyunda herhangi bir bilgi öğretme çabası içinde olunmamalıdır.
  • Oyuna öğretmen de katılmalıdır.
  • İş birliğine ve keşfetmeye dayalı oyunlara sıklıkla yer verilmelidir.

Günümüzde oyunun çocuk gelişimindeki önemi yeteri kadar bilinse de uygulamada hala çok başarılı olduğumuz söylenemez. Bunun için bir ilkokula gidip kısa bir gözlem yapmanız veya çocuklarla görüşmeniz yeterli olacaktır! Halbuki birçok bilgi, beceri ve deneyimi oyun yoluyla öğrencilere kazandırabilir ve geliştirebilirsiniz. Oyunun çocukların gelişimi ve öğrenmeleri üzerindeki olumlu etkisini vurgulayan yüzlerce araştırma sonucu var. Peki, neden okullarımızda çocuklar az oyun oynuyor? Gelin soruyu daha doğru bir şekilde soralım. Biz eğitimciler çocukların yeterince oyun oynamasına neden izin vermiyoruz? Neden sınıflarımızda eğitsel oyunlara yeterince yer vermiyoruz? Bu soruların birçok farklı cevabı olabilir. Bu sorunların çözümü için öncelikle bizim oyunun yararlarına inanmamız gerektiğini düşünüyorum. Oyun yerine kullandığımız öğretmen merkezli yaklaşım ve yöntemleri bırakmanın zamanı gelmedi mi? Bu yaklaşım ve yöntemlerle daha çok şey öğrettiğimizi zannediyoruz. Bununla birlikte oyunu da zaman kaybı olarak görüyoruz ama yanılıyoruz. Oyun yoluyla aynı anda birden fazla gelişim alanına hitap edebilir, birçok bilgi ve beceriyi çocuklara kazandırabiliriz. Hem de çocukların sevdiği, keyif aldığı bir süreç ile…

Şimdi, eğitimin günümüzdeki amaçlarını ve yazımızın başında bahsettiğimiz o güncel konuları tekrar düşünelim… Ve bu konuları oyunlarla işleyeceğimiz dersleri. Yüzünüzdeki tebessümü hisseder gibiyim… Şimdi bu tebessümü çocukların yüzlerinde oluşturma zamanı…

Haydi, şimdi, hemen dersleri oyunlaştırmalı…

See Also

Oyundan uzak kalan mutsuz çocuklar yetiştirmemek dileğiyle…

Kaynakça

Erduran, N. ve Yılmaz, M. (2016). Oyun dünyam dünyam oyun. Ankara: Eğiten Kitap.

Lindquist, K. A., MacCormack, J. K. ve  Shablack, H. (2015). The role of language in emotion: predictions from psychological constructionism. Frontiers in Psychology, 444, 6, 1-17.

Ogura, T. (1991). A longitudinal study of the relationship between early language development and play development. Journal of Child Language, 1(1), 273-294.

Öncü, Ç. E. (2011). Okul öncesi eğitimde gelişim odaklı oyunlar ve etkinlikler. Ankara: Eğiten Kitap.

Wilson, H. E. (2015). Patterns of play behaviors and learning center choices between high ability and typical children. Journal of Advanced Academics, 26(2), 143-164.

Wasik, B. ve Jacobi-Vessels, J. (2017). Word play: Scaffolding language development through child-directed play. Early Childhood Education Journal. 45(6), 769-776.

Youngblade, L. M. ve Dunn, (1995). Individual differences in young children’s pretend play with mother and sibling: Links to relationships and understanding of other people’s feelings and beliefs. Child Development, 66(5), 1472-1492.

What's Your Reaction?
Bilgilendirici
0
İlginç
0
Mükemmel
0
View Comments (3)
  • Üniversite öğrencilerim çoğu zaman kurallardan yakınırlar. Onlara cevabım her zaman oyun üzerinden olmuştur. Kuralsız değil bir konuyu öğrenmek ya da üniversiteyi bitirmek, oyun bile oynayamazsınız. Kuralsız oyunun tadi tuzu olmaz kavga olur. Kuralsız hiçbirşey olmaz. Çağında oyun oynamayan çocuk her açıdan yetersiz kalır. Hayatı kuralına göre oynayamaz.
    Tolga hocam güzel bir yazı kaleme almışsın, eline sağlık. iyi ki diyelim. G. Demir.

  • Oynaya oynaya öğrenen çocuklar yetiştirmek adına, sınırlı imkanları olan bir devlet okulunda elimizden gelen desteği çocuklarımıza vermeye çalışıyoruz. Yazılarınız bizlere umut veriyor. Öğrenmek ve öğretmek için yapılabilecek bir çok şeyin olduğunu hatırlatıyor. Sizleri tebrik ediyorum.

Leave a Reply

Your email address will not be published.

Scroll To Top