Now Reading
Erken Çocukluk Döneminde Yabancı Dil Öğrenme

Erken Çocukluk Döneminde Yabancı Dil Öğrenme

Yazar:  Dr. Öğr. Üyesi Tuncer CAN

Yabancı dil söz konusu olduğunda kavramlar bir birine karışmakta ve birçok fikir, bakış açısı ve deneyim konuya bizi yabancılaştırmaktadır. Bu yazıda, sizlerle bu kavramı birçok açıdan ele alıp, kavram kargaşasına son verip, tartışıp çocuklarımız için en iyi yolu çizmeye çalışacağız. Başlangıç olarak bu yabancı ve ya ikinci dil kavramları doğada nasıl karşımıza çıkmakta ona bakacağız, ardından da bu kavramların hepimizin toplumsal yaşamında nasıl yer aldığına değinip Türkiye gibi bir ülkede erken çocukluk döneminde bunun nasıl başarılabileceği ile bitireceğiz.

Doğada Yabancı ya da İkinci Dil Kavramı

Öncelikle çocuklar dilin içine doğarlar. Dilbilimdeki birçok bakış açısına rağmen, dilin insanlara özgü, ayırt edici bir özellik olduğu genel kanıdır (Chomsky, 1957). Şüphesiz, yeryüzündeki diğer canlılar da iletişim kurmakta ancak insanların sahip olduğu eklemli ve yaratıcı özelliklere sahip dil sadece bizlere özgüdür. Doğrulanması olanaksız olmasına rağmen, insanlarda doğuştan getirdikleri bir dil edinim aygıtı olduğu da yine Chomsky tarafından öne sürülmektedir. Buna destek de beyin yapılarımızın nöronal etkinlikler sonucunda oluştuğu bilinmekle birlikte yine beynimizin sol lobunda doğuştan Broca alanı denilen konuşma ve Wernicke alanı da denilen anlama alanları arasında arkuat fasikül adlı hazır sinir bağlantıları olduğu da bir gerçektir; bu sinir demeti işitme engelli bebeklerde de vardır, bu bağlamda sadece sesli dil için olmadığı açıktır. Bu çerçeveden bakıldığında dünyanın neresinde doğarsa doğsun bebeklerin gelişimleriyle ve ya büyüme de diyebiliriz iç içe olan evrensel bir dil edinim sürecinden geçtiği doğrudur. Dünyada tasnif edilmiş 7000 civarında diline (Gordon, 2005) baktığımızda da bu dillerin özelliklerinin birbirine benzediği farklılığın sadece ses ve sözdizimlerinde olduğu görülmektedir. Kavramlar değişmemekte sadece onları gösteren ses ve sözcüklerin dizilişinin coğrafya ve toplumsal ilişkiler gibi çeşitli dışsal etkenler vasıtasıyla değiştiği de bir gerçektir; “güneş” ya da “sun” hissi dünyanın neresinde olursak olalım aynı biçimde anlaşılır, değişmez gerçektir. Bu çerçevede bebekler içine doğdukları dili, önce 0-6 aylar arasında kuş gibi öterek, daha sonra 6-12 aylar arasında sesleri bölüp birleştirip babıldayarak veya homurdanarak, en sonunda da 10-14 aylar arasında ilk sözcüklerini söyleyerek ve en sonunda da 18-24 aylar arasında bu sözcükleri sıraya dizerek 36 ay civarında kolaylıkla edindikleri görülmektedir. Aylar arasındaki farklılıklar dillerin zorluğundan değil bireysel farklılıkları ve işitme, görme ve zeka özürlerine göre oluşmaktadır. Doğada çocuklar dil edinimini bütün özürlere rağmen %100 başarırlar, buna ağır zeka özürleri de dahildir, zeka özürlü olan çocuklar da yukarıdaki süreçten geçerler sadece normal çocuklar için verilen aylar 2 katına çıkar. İlk sözcükler ortalama ilk 12 ayda değil 24 ayda ortaya çıkabilir, ama %100 çıkar. Piaget’ye göre dil bilişsel gelişimin yani düşüncenin yan ürünüdür; Vygotsky’ye göre de düşünce dilsel gelişimden sonra oluşan bir olgudur. Hangisi olursa olsun bu dilin gelişimsel olduğu gerçeğini yadsımamaktadır.

Anadil ediniminde durum bu olmakla birlikte bu tartışmayı yabancı ve ya ikinci dile taşırsak doğa nasıl etki eder. Burada bahsedeceğimiz kavram dolayısıyla bir bebeğin doğduğu çevrede bir değil iki dil ile karşılaşması durumudur. Söze son sözden başlamak yerinde olacaktır “Çift dillilik normdur” (Grosjean, 2013). Yani yukarıda anadil edinimi için tarif edilen süreç olduğu gibi iki dile bebeklikten itibaren maruz kalınmasıyla yaşanmaktadır. İnsanoğlu son 150 yıldır belirli ulusal sınırlar içinde yaşamakta ve vize alarak seyahat etmektedir, bu da çift dillilik algısının daha milliyetçi bir anlayışla ele alınmasına yol açmıştır. 2006 yılında yayınlanan bir rapora göre Avrupa Birliği’ndeki 25 ülkede yaşayanların insanların  %56’sı çift dillidir, Kanada’da bu oran %35, ABD’de %20’dır. Afrika ve Asya kıtalarında ise bu oranlar çok daha fazladır. Ülkemizde de çok dillendirilmemesine rağmen çift dilliliğin var olduğu bir gerçek ve ülkemizin eski bir imparatorluk tarihine sahip olması ve günümüzde de göç olgusu ve yabancı evliliklerin sayılarının artması bunun normal olduğu gerçeğini ortaya çıkarmaktadır. Çift dilliliğe milliyetçi bakış açısının dayandığı anadil gelişmeden ikinci bir dile maruz kalma dilsel gerilemeye yol açacağı eleştiri, doğada 36 aylık civarında iki dilin sistemlerinin birbirinden ayrıldığı ve çocukları sağa dönüp bir dili, sola dönüp ikinci dili kullanabildikleri gerçeği çürütmektedir. Ayrıca iki dilli çocuklar aidiyet göstergesi olarak ve anlaşılabileceklerini bildikleri durumlarda iki dil kodunu yaratıcı bir biçimde birbirine karıştırarak da konuşabiliyorlar, right? Dahası çift dilli çocuklara yönelik düşünsel becerilerinin ve yaratıcılıklarının daha gelişkin olduğu çalışmaları çift dilliliğin normal olduğu gerçeğini desteklemektedir.

Türkiye’de Erken Yaşta Yabancı ve ya İkinci Dil Edinilebilir mi?

Sonda söylenecek söz: haftada 2-3 saatlik yabancı dil dersleriyle HAYIR. Bu biçimde sadece Birleşmiş Milletler Eğitim Biriminin önerdiği şey olabilir: çocuklar bu dünyada yalnız olmadığımızı bizim dışımızda da insanlar ve kültürler olduğunu anlayabilirler, kısacası kültürlerarası yetileri gelişir ancak o kültürlerle iletişim kurabilecek bir beceriye sahip olamazlar.

Cevabı EVET olması için ne gerekiyor peki? Cevap doğal olarak yukarıda açıklanan doğal edinim sürecine bakmak gerekiyor. Bu süreçte olan durumlar sağlanabilirse neden olmasın. Öncelikle erken yaşta yabancı ve ya ikinci dile maruz kalma süresi çok önemlidir. Bu durum her gün tekrarlanabilirse yani çocuk yabancı dille her gün etkileşim kurabilirse, etkileşim işteş bir fiildir, yani burada bahsettiğimiz yabancı dilde televizyon ve ya video izlemek değil, izlenilen içeriğin etkin bir biçimde çocukla konuşma yoluyla veya yaratıcı etkinlikler yoluyla çocuk da içeriği etkileyebilirse – karşılıklı olursa olur. Bu etkileşim insan içermeli, insanlar arasında olmalı, çocuk da bu karşılıklı durumun ana oyuncularından biri olmalıdır. Yabancı dili akıcı bir biçimde, örnek olabilecek düzeyde ve bunu sürekli yapacak bir kişi çevresinde bulunmadığı sürece çocuğun yabancı dili edinmesine olanak yoktu. Eskilerde çocuklara yabancı bakıcı tutulması geleneği bu sorunu çözmek üzere gelişmiştir. Buna ek olarak, bir de dil çevrede işe yarar bir biçimde var olmalıdır. Bu dil ile ödüller kazanılabilmeli, pratik sonuçları olmalı. Örneğin, çocuk istediği bir şeyi bu dili kullanarak elde edebilmeli, bu herhangi bir şey olabilir ama olmak zorunda. 20 yıl sonra işinde kullanılabilecek olması bu dilin edinilmesi için yeterli değildir.

Görüldüğü üzere, yabancı dilin yer ve zamanda süreklilik göstermesi onun edinimi için gerekli olan en önemli doğal şartlardır. Çift dillilikle ilgili yapılan deneylere bakıldığında örneğin çocuklara günün ilk yarısında dilin biri, günün geri kalanında ise ikinci dil konuşulmuş ve bunun sonucunda birkaç yıl içinde çocukların her iki dile de hâkim olduğu görülmüştür. Bu zaman olgusunun yabancı dil edinimi için doğal olarak kullanılması olarak algılanabilir.  Bir diğer çalışma ise evdeki odalar, yani yer şartının sağlanması denenmiştir, örneğin çocuklar yatak odası ve mutfakta birinci dile, televizyonun da olduğu oturma/salon odasında ise ikinci dile maruz kalmışlardır. Bu deneyin sonucunda da çocuklar birkaç yılda her iki dili de yetkin olarak kullanmışlardır.    

Yurtdışına gitmek neden yabancı dilin daha kolay edinilmesini sağlar? Bunun nedeni yabancı dilin sürekli konuşulduğu yerde, iyi dil kullanan modellere/örneklere sürekli olarak maruz kalmadır. Yabancı dile maruz kalmanın yanı sıra yabancı dil kullanılarak o yerde etkin olarak pratik sonuçlar elde edilmesi de dilin hızlı bir biçimde edinilmesini sağlar.

Cevapların çoğu doğada zaten var, yabancı dil edinimi de bundan farklı olamaz. Doğada, doğal çevremizde olmayan olamaz.

Ebeveynlere;

Yabancı dilin konuşulması için uygun ortamı hazırlayın, bunun için yabancı komşular edinin.

Yabancı dilin kullanılması için sebepler yaratın, bunun için kesin zaman ve yerler belirleyin.

Çocuklara yabancı dilde öyküler, masallar ve çocuk kitapları okuyun.

Çocuklara yabancı dilde şarkı öğretin ve onlarla birlikte söyleyin.

Çocuklarla yabancı dilde oyunlar oynayın.

Her gün 1 tane yabancı sözcük edindirin.

Çocuklarla birlikte kendi anadillerinde izledikleri çizgi filmleri yabancı dilde de izleyin. TV’deki dil seçeneğini yabancı dile ayarlayın.

Teknolojiyi yabancı dilde kullandırın.

Çocuklar, yabancı dili kullanarak çevrelerini kontrol etsinler ve istediklerini alabilsinler.

Çocuklarınıza, çevrelerindeki yetişkinler ve diğer çocuklarla yabancı dilde konuşabilecekleri olanaklar yaratın.

Çocuklarınızla yabancı dilin konuşulduğu ülkelere gidin. Onlara görevler verin, örn; su istemek gibi.

Öğretmenlere;

Çocuklarla okulda her an yabancı dilde iletişim kurun. Anadillerini eve bırakın.

Yabancı dilin kullanılması için sebepler yaratın, bunun için kesin anlar ve yerler belirleyin.

See Also

Çocuklara yabancı dilde öyküler, masallar ve çocuk kitapları okuyun. Birlikte bunları vücut diliyle canlandırın

Çocuklara yabancı dilde şarkı öğretin ve onlarla birlikte söyleyin.

Çocuklarla yabancı dilde oyunlar oynayın.

Yabancı dili geliştirmek için renkli ve anlamlı görseller ve işitsel materyaller kullanın.

Her gün 1 tane yabancı sözcük edindirin.

Çocuklarla birlikte kendi anadillerinde izledikleri çizgi filmleri yabancı dilde de izleyin. TV’deki dil seçeneğini yabancı dile ayarlayın.

Çocuklar, yabancı dili kullanarak çevrelerini kontrol etsinler ve istediklerini alabilsinler.

Çocuklarınıza, çevrelerindeki yetişkinler ve diğer çocuklarla yabancı dilde konuşabilecekleri olanaklar yaratın.

Çocuklara yabancı dil kullanarak yaratacakları ürünler yaptırın. Örn; masal anlatan ve ya şarkı söyleyen kuklalar gibi. 

 Dr. Öğr. Üyesi Tuncer CAN

İstanbul Üniversitesi – Cerrahpaşa

Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi

İngiliz Dili Eğitimi Anabilim Dalı

What's Your Reaction?
Bilgilendirici
0
İlginç
0
Mükemmel
0
View Comments (0)

Leave a Reply

Your email address will not be published.

Scroll To Top