Now Reading
İnsanların Robotlaştırılmaya; Robotların İnsanlaştırılmaya Çalışıldığı Dünyada Daha Sade Bir Eğitim Mümkün Değil Mi?

İnsanların Robotlaştırılmaya; Robotların İnsanlaştırılmaya Çalışıldığı Dünyada Daha Sade Bir Eğitim Mümkün Değil Mi?

Doç.Dr. Muhammet BAŞTUĞ

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa

Eğitim sistemleri ve okullar özellikle son yıllarda yoğun bir şekilde model, yöntem ve araç-gereç baskısı altında. Eğitimle ilgili sürekli yeni kavramlar çıkmakta ve bu kavramlar eğitim ortamlarında yer edindirilmek için adeta yarışılmaktadır. Hatta gerek öğretmenler gerekse ebeveynler her gün kendilerine sunulan yeni kavramları ya da model, yöntem, teknikleri,  araç-gereçleri almak ve uygulamak zorunda hissetmekteler; aksi takdirde öğretmenler mesleki olarak geri kalacakları; ebeveynler ise çocuklarının akranlarına geride bırakılabileceği endişesiyle bu değişimi takip etmeye çalışmaktadır. Düşünülüp yanıtlanması gereken belki de en önemli soru:” Pazar için eğitim mi yaratılıyor”.

Peki bu durum çocukları nasıl etkiliyor?

Çocuklar sürekli yüksek uyarılmışlık ve kaygı halinde; ara vermeksizin yoğun kaynak ve etkinlik tamamlama telaşındalar. Hatta bir süre sonra çocuk için öğrenme amacı, etkinlik ve kaynak kitapları tamamlama amacına dönüşüyor! Öğrenciler için sunulan pek çok kaynağın, uygulanan eğitim süreçlerinin ne kadar anlamı var bilmiyoruz. Çocuklar, karmaşıklık içinde dönüyor. Zihinleri sade ve dingin değil; hep bir koşuşturma halinde… Zihinsel dinginlik olmadan anlamlı öğrenme, üst düzey düşünme nasıl olacak!

Çocuklar doğal bir oyun ortamından mahrum!

Çocukların öğrenme ortamları ve okul dışı ortamlardaki oyunları çok fazla yapılandırılıyor. Çocukların kimlerle, hangi sınırlarda, ne kadar süreyle, nasıl oynayacaklarına biz eğitimciler ve ebeveynler karar veriyor. Bu kadar adım adım planlanmış oyunlarla çocuklar nasıl çocuk olacak! En ideal, çocuklar için katma değeri en yüksek olan, oyunlar, onların kendi oluşturdukları oyunlardır. Çocuklarımız gerek okul içinde gerekse okul dışında kendi arkadaşlarıyla, kendi kurdukları oyunları ne kadar oynayabiliyorlar?

Okullar çok yoğun, içerikler çok karmaşık! Yanıt bekleyen sorular:

Okulların ders saatleri, ders adları, içerikleri ve uyguladıkları –nı düşündükleri- eğitim süreçleri çok yoğun ve karmaşık. Çocuklar, bütün bunların hangisini ne kadar öğrenecek? Hangisinde ustalaşacaklar? Özellikle dersler ve bu derslerde kullanılan kaynaklar diğer derslerden bağımsız mı yoksa bunların tekrarı mı? İçerikler ne kadar farklılaşıyor?  Örneğin düşünme eğitimi dersi ayrıca niye konur? Zaten müfredat içerikleri, öğrencilerin üst düzey düşünmeleri için yapılandırılmadı mı? Bütün müfredatların üst düzey düşünmeyi destekleyici şekilde hazırlandığı yazılıyor. Bu içerikler mevcut derslerle verilemiyor mu? Örneğin fen bilimleri dersinin yanında neden ayrı deney dersleri konuyor?  Fen bilimleri dersindeki deneyler ne zaman ve nasıl yapılacak? Ya da matematik dersi varken neden ayrıca akıl oyunları dersi konuyor? Bu yeni dersler mevcut derslere entegre edilse ve daha derin işlense daha iyi olmaz mı? Bu yeni dersler ya da içerikler temel dersleri baskılayabilir. Bunun için daha az ders; daha derin bir öğrenme-öğretme süreci yürütmeliyiz. Çocukları gerek daha çok kaynaklar gerekse farklı derslerle daha da yoğunlaştırmamalıyız.

Temel becerilere odaklanmalıyız.

Öğrencileri öncelikle temel becerilerde ustalaştırmalıyız. Bu amaçla çocuklara öncelikle dinleme, konuşma, okuma, yazma, temel matematiksel ve yaşamsal becerileri kazandırmalıyız. Bu becerilerde sorun yaşayan çocukların düşünme, yaratıcılık, stem vb başlıklarda iyi olmasını bekleyemeyiz. Çünkü bunlar akademik süreçler için anahtar becerilerdir. Örneğin çocuğun okuma ve anlamasında sorun varsa onun düşünme becerisinin gelişmesini beklemek zor. Çünkü düşünmek için kavramlara, kelimelere ve anlamlara hakim olmaya ihtiyaç var.

Diğer taraftan matematiksel becerilerde sorun yaşayan çocuğun stem etkinliklerinde başarılı olmasını bekleyemeyiz. Etkinlik kitaplarındaki yönergeleri yerine getirmekle, boşlukları tamamlamakla onların eleştirel ve yaratıcı düşünmelerini geliştiremeyiz. Bunların hepsi maalesef çocukların hayatlarını anlam veremediği, duygusal bir öğrenme hikâyesi oluşturamadığı koşuşturmalarla geçirmelerine neden oluyor. Biz eğitimciler ve ebeveynler hep bir eksik kalma kaygısı ile çocukların geleceklerine ilişkin yüksek beklentilerle onların bugünlerini yok ediyoruz.

Robotları insanlaştırmaya, insanları robotlaştırmaya çalıştığımız bir dünya yaratılıyor.

Özellikle toplumsal dinamiklerdeki, aile içi etkileşimlerdeki değişimlerin olması; eğitim sistemlerinin sürekli üretmeye, teknolojiye ayak uydurmaya çalışma çabası, bireyleri mekanikleştirmekte ve sürekli yönergeleri yerine getiren canlılar yaratmaktadır.

Bilimi bilecek, teknolojiyi üretecek ama insan olmanın temel özelliği olarak sosyo-duygusal ve iletişim niteliği ihmal edilen bireyler yetişecek. Bilmiyorum farkında mıyız ama çok iyi kodlama bilecek ama dinleme ve konuşmayı, iletişim kurmayı, kendi ayakları üzerinde durmayı bilemeyecek bireyler yetiştirme çabamız var. Diğer taraftan özellikle yapay zekâdaki ilerlemelerle birlikte robotlara düşünme, karar verme, arzulama, hissetme gibi daha fazla insani özellik yüklemeyi ve robotları adeta insanlaştırmayı hedefliyoruz. Robotların insanlaştırılmaya; insanların robotlaştırılmaya çalışıldığı bir dünya mı hayal ediyoruz? Düşünelim….

Daha doğrusu ve daha önemlisi ne?

Daha sade bir eğitim mümkün. Hala en geçerli eğitimin, öğretmenin sınıftaki gücüne bağlı olduğu konusunda hem fikiriz. Öyle olmasaydı eğitimin en önemli ayağı öğretmen sloganını sık sık kullanmazdık. Öğretmenin sınıfta daha çok iletişim kurduğu, çocuklarla daha çok konuştuğu, onları modelle ya da doğru sorularla düşünmeye, öğrenmeye sevk ettiği eğitim güçlü bir eğitimdir. Öğretmenler yönerge vermekten, öğrencileri sürekli takip etmekten ziyade onlarla konuşmaya, yaşamla ilgili günlük sohbetler etmeye zaman ayırdıkları zaman daha doğrusu olacak.

Öncelikle çocuklar dil, matematik ve fen gibi temel becerilerde ustalaştırılmalıdır. Daha az ders çeşidi ve kaynakla daha derinlemesine bir öğrenme ve düşünme süreci mümkün. Böyle bir süreç çocukları da karmaşıklık ve yoğunluktan kurtaracaktır.

Eğitim içeriklerindeki sadeleşme ve derinleşme, çocukların öğrenmelerini de netleştirecektir. Ayrıca çocukların öğrendiklerini içselleştirme ve zihinsel bir demlenme süreci yaşamalarına fırsat verecektir.

Çocuklar daha sade bir eğitim süreciyle kendilerini, çevrelerini ve dünyayı fark etme ve hissetme şansı bulacaklardır.  Daha sade bir eğitimle çocuklar için daha fazla gerçek ve doğal oyunlar oynama şansı verebiliriz.

Eğitim sadeleşmedikçe, çocukların zihinleri karmaşıklıktan kurtulamayacaktır…

What's Your Reaction?
Bilgilendirici
3
İlginç
0
Mükemmel
1
View Comments (0)

Leave a Reply

Your email address will not be published.

Scroll To Top