Öz-saygı: Kendimi Değerli Hissediyorum

Yazar: Doç. Dr. Tayfun DOĞAN

Öz-saygı, psikoloji alanında üzerinde en çok araştırma yapılan, ruh sağlığının her alanıyla ilişkili olan temel kavramlardan birisidir. Literatürde öz-değer ve benlik saygısı gibi isimlerle de ele alınır.

Öz-saygı, kişinin kendisinden hoşnut olması, kendisini sevmesi, yeterli hissetmesi ve kendisine güvenmesi ile ilgilidir. Bir başka deyişle bireyin kendisiyle barış içinde olmasıdır. Bunu sağladığı zaman yaşamın farklı alanlarında da iyi duruma gelebilecektir. Ancak kendisiyle savaşı bitmemiş kişinin, başkalarına barış sunması mümkün olmayacaktır.

Öz-saygı öylesine kritik bir kavramdır ki, ruh sağlığının hem olumlu hem de olumsuz yönleriyle doğrudan ilişkilidir. Yani öz-saygının düşük ya da yüksek olması depresyonla, anksiyeteyle, evlilik çatışmalarıyla, iş yerindeki tükenmişlikle ilişkili olduğu kadar; mutlulukla, yaşam doyumuyla, umut duygusuyla ya da başarıyla da doğrudan ilişkilidir. Bundan dolayı da öz-saygının geliştirilmesi çok önemli bir konudur.

Öz-saygısı yüksek birey, kendini motive edebilme, karşılaştığı sorunlara rağmen yoluna devem edebilme, umut düzeyini yüksek tutabilme ve hedeflerine ulaşma konusunda etkin olabilme gibi özelliklere sahiptir. Bunları da kendisine güvenmesi, dışarıdan gelecek eleştirileri savuşturabilmesi ve yüksek problem çözme becerisi sayesinde gerçekleştirir.

Büyük filozoflardan Schopenhauer, “En büyük zevkimiz takdir edilmektir; ama her nedense, bizi takdir edenler takdirlerini ifade etme konusunda pek de istekli davranmazlar. O zaman kişinin kendisini içtenlikle takdir etmeyi başarabilmesi onu mutlu eder” demiştir. Öz-saygısı yüksek insanlar, kendilerini takdir etme konusunda oldukça başarılıdırlar. Ancak bu takdir etme ve kendini sevme itidalli (ölçülü) olmalıdır. Yani kişi kendini beğenme ve takdir etme konusunda ne kibirli olmalı ne de değersiz hissetmelidir. Bu konuda ölçü, ben de en az diğer insanlar kadar önemli ve değerliyim, iyi şeyleri ben de hak ediyorum şeklinde olabilir.

Öz-saygısı yüksek bireyler;

-oldukları kişi olmaktan memnundurlar,

-kişisel değerlerinden şüphe duymazlar,

-işe yarar olduklarını düşünürler,

-bir çok iyi özellikleri olduğunu düşünürler,

-sevmeye ve sevilmeye layık olduklarını düşünürler,

-kendilerine karşı suçlayıcı değildirler,

-öz-güvenleri yüksektir,

-başarılı olabileceklerine inançları yüksektir,

-kendilerini yeterli hissederler,

-zorluklarla başa çıkmada yılgınlık göstermezler.

Öz-saygının gelişmesi çocukluk dönemine kadar uzanır. Eğer çocukluk döneminde -özellikle ergenliğe kadar olan dönemde- çocuğa öz-saygısını geliştirebileceği bir ortam sağlanabilirse ilerleyen yaşamda pek çok şey o kişi için daha kolay olacaktır.

See Also

Üç dört yaşlarına kadar, çocuğun kendisiyle ilgili olumlu ya da olumsuz bir görüşü yoktur. Yani kendisini güzel bulması, çirkin bulması, zeki ya da aptal bulması söz konusu değildir. Kendisine karşı bu tür yargılarının oluşması çevresiyle etkileşimi sonucu oluşur. Sosyal etkileşimleri sonucu, çevresinden gelen geribildirimlerle kendisi hakkında fikirleri oluşmaya başlar. Bu geribildirimlerle kendisini başarılı-başarısız, tembel-çalışkan, iyi-kötü, yeterli-yetersiz, sevilmeye layık ya da değil gibi hissetmeye başlar. Bu noktada en önemli görev aileye ve öğretmenlere düşmektedir. Çünkü çocuk aile içerisinde kendisinden büyük kişileri ve okulda öğretmenini otorite olarak görür ve onların söylediklerini koşulsuz olarak kabul eder. O yüzden çocuklara yüklemelerde bulunurken çok dikkat edilmelidir. Yani çocuk hakkında konuşurken ya da ona hitap ederken olumsuz ifadeler kullanılmamalıdır. Çünkü çocuk bunları kişiliğine mal eder.

Çocuk hakkında olumlu ifadelerde bulunurken ya da onu överken de dikkatli olunmalıdır. Sahip olmadığı olumlu özellikler abartılarak, kendisinde varmış gibi ifade edilirse, ileride büyük hayal kırıklıkları yaşayabilir.

Çocuğa öz-saygı kazandırmada yapılabilecek en önemli şeylerden birisi, onun bir şeyler başarmasını sağlamak, bunun için ortamlar oluşturmak ve bu başarısından dolayı onu takdir etmektir. Bunların dışında çocuğun bir hobisinin olması, sporla uğraşması, akademik başarısının yüksek olması, yeterli düzeyde sosyal ve duygusal destek alıyor olması öz-saygısını artıracaktır.

Çocuğun akran zorbalığına maruz kalması, otoriter, ilgisiz ya da aşırı koruyucu bir aile ortamında büyümesi, ağır hastalıklar geçirmesi ve okul başarısının düşük olması gibi faktörler ise öz-saygısının düşük olmasına sebep olacaktır. Dolayısıyla da kendisini değersiz, yetersiz, sevilmeye layık olmayan birisi olarak görecektir.

Çocukluğu kötü geçmiş ve öz-saygısı düşük olan birisinin durumu yetişkinlikte düzelmez mi? Elbette düzelir, ancak bunun için kişinin önemli başarılar elde etmesi, bir şeyler üretmesi ya da ortaya koyması gerekir. Öz-saygı anlamında çok kötü durumdaysa, mutlaka profesyonel bir yardım alması gerekebilir.

Sonuç olarak, öz-saygı konusu mutlu, doyumlu ve iyi yaşamın olmazsa olmazlarındandır. Konu üzerinde ayrıntılı durmalı, okumalar yapmalı ve öz-saygıyı artırmak için neler yapılabileceğine bakılmalıdır. Konu ile ilgili daha ayrıntılı bilgiler için aşağıdaki bağlantıyı inceleyebilir ve söz konusu sitede var olan ölçeği doldurarak öz-saygı düzeyinizi ölçebilirsiniz.

Dr. Tayfun Doğan

Üsküdar Üniversitesi

What's Your Reaction?
Bilgilendirici
0
İlginç
1
Mükemmel
0
View Comments (0)

Leave a Reply

Your email address will not be published.

Scroll To Top