Now Reading
Sosyal Medyada Çocuk Hakları İhlalleri: Ebeveynler ve Öğretmenler Farkında mı?

Sosyal Medyada Çocuk Hakları İhlalleri: Ebeveynler ve Öğretmenler Farkında mı?

Yazar: Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin SERİN

Bilgi iletişim teknolojilerinin yoğun kullanımıyla beraber sosyal medya platformları ortaya çıkmış, bu platformlarda içerik paylaşımı kolaylaşmış ve bu içerikler hızlı ve rahat paylaşılır hale gelmiştir. Bu süreçte sosyal medya platformlarını kullananlar birer içerik üreticisi haline gelmiş, kullanıcıların yoğun etkileşimi bu araçları çok yönlü hale getirilmiş; sosyal medya platformlarının hızlı değişim ve gelişimi avantajlar sağlamasının yanında bazı önemli risklerinde ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.

Son dönemlerde bilgi iletişim teknolojileri alanında yaşanan gelişmeler ve internetin yaygın kullanımıyla beraber kişilerle ilgili bilgilerin sanal ortamlarda artması ve internet yoluyla kişisel bilgilere erişimin kolaylaşması kişisel özel bilgi ve verilerin hukuka aykırılık teşkil edebilecek bir şekilde yetkisiz ve genellikle art niyetli kişilerin eline geçmesine neden olmuş̧, böylelikle bireylerin özel yaşamlarına ilişkin kişisel verilerinin hukuk kurallarına aykırı bir şekilde alenileşmesi kaygısı ortaya çıkmıştır (Sırabaşı, 2007).

Çocukların sosyal medya platformlarında bulunabilecekleri gerçeği yetişkin bireyler tarafından ihmal edilebilmekte, çocukların psiko-sosyal, bilişsel, cinsel ve bedensel gelişimlerini olumsuz yönde etkileyebilecek aynı zamanda toplumun genel ahlak kurallarıyla bağdaşmayacak paylaşımların sosyal medya araçları üzerinden yapılması önemli hukuki, ahlaki ve etik ihlallerin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.

Birleşmiş Milletler Uluslararası Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) 2018 yılında yayımlamış olduğu bildiride tüm dünyada her gün 175 binden fazla çocuğun internet ortamına katılım sağladığını, dijital erişimin çocuklara bir takım yararlar ve fırsatlar sunduğunu belirtmiştir. Bununla beraber cinsel istismar, siber zorbalık, zararlı içeriğe ulaşma ve çocuk yaştaki bireylere ait özel bilgilerin kötüye kullanımı gibi bir dizi risklere kapı araladığı belirtilmiştir.

Dijitalleşmeyle beraber sosyal medya kullanımı Türkiye’de de hızlı bir şekilde artış göstermiştir. We Are Social (2019)’un Ocak ayı verilerine göre Türkiye de 52 milyon sosyal medya kullanıcısı bulunmakta, nüfusun yaklaşık % 60’ı her gün ortalama 3 saat 1 dakika sosyal medya kullanmaktadır. 

Sosyal medya platformlarının kullanımının yaygınlaşması neticesinde ebeveynlerin ve öğretmenlerin çocukların fotoğraflarını, görüntülerini izinli veya izinsiz bu platformlar üzerinden paylaşmaları bazı sakıncaları da beraberinde getirmektedir. Ebeveynlerin ve öğretmenlerin, paylaşımları yaparken dikkatli ve özenli davranmaları, çocukların sanal ortamlarda yapılan bu paylaşımlarla ilgili ilerleyen zamanlarda neler hissedebileceklerini düşünmeleri gerekmektedir. Sosyal medya araçları üzerinden, çocukların kişilik hakları çeşitli şekillerde ihlal edilmektedir. İzinsiz paylaşım, paylaşımlar üzerinde yapılan rencide edici yorumlar, paylaşımlar üzerinde çeşitli değişikliklerin yapılması, çocukların psikolojik olarak olumsuz etkilenmelerine neden olabilmektedir. Yetişkin bireylere göre daha korunmasız olan çocuğun kişiliğine, ebeveynlerin ve öğretmenlerin saygı duyması gerekmektedir.

Öğretmenler tarafından sınıf ortamında öğrencilerinin özel anlarının izinsiz bir şekilde kayda alınıp, binlerce kişinin ulaşabileceği bir şekilde sosyal medya platformlarında paylaşılması, kişisel hak ve hürriyete aykırıdır. Bu tür kontrolsüz bilinçsiz davranışlar öğretmenler açısından istenmeyen bazı hukuki sonuçların ortaya çıkmasına neden olabilecektir. Çocuklara, ebeveynlerinin, öğretmen ve okul yöneticilerinin tasarrufu altındaki bir obje olarak değil, yetişkinler gibi kişisel hakları olan bireyler olarak bakılmalıdır. Ebeveynler ve eğitimciler çocuklara karşı olan yasal, etik sorumluluklarının farkında olmalıdır.

Çocuğun; fotoğraf, ses ve görüntülerinin ebeveyn ve öğretmenleri tarafından sosyal medya araçları üzerinden izinsiz paylaşılması çocuğun kişilik haklarını, özel hayatını ihlal etmektedir. Çocuğun da hak ehliyetine sahip olduğu düşünüldüğünde paylaşımı yapılan resim, ses ve görüntülere ilişkin daha sonrasında rıza göstermemesi gündeme gelebilir. Dolayısıyla da çocukların medeni haklarını kullanma ehliyetine sahip oldukları yaşa geldiklerinde ana ve babalarının, öğretmenlerinin veya diğer üçüncü kişilerin yayınlamış oldukları resim, ses ve görüntülere karşı hukuki yollara başvurmaları gündeme gelebilir. Nitekim internette izinsiz fotoğraf, video yayınlamak, Türk Ceza Kanunun 136. maddesi gereğince hapis cezasını gerektirmektedir. Bu madde hükmüne göre, kişisel verileri hukuka aykırı bir şekilde ele geçiren, bir başkasına veren ya da yayan kişi hakkında 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur denilmektedir.

Dijital araçların yoğun kullanımıyla beraber yeni bir hak kavramı daha ortaya çıkmıştır. Bu hakka “Unutulma Hakkı” denilmektedir. Unutulma hakkı, yetişkinleri ilgilendirdiği kadar korunmaya daha fazla ihtiyacı olan çocukları da ilgilendirmektedir. Çocuk hakları bağlamında unutulma hakkını, çocuğun dijital ortamlarda yer alan ve başka fertlerin erişim ve takibini istemediği kendisine ait; ses, fotoğraf, resim, görüntü ve diğer şahsi verilerinin ortadan kaldırılmasını, sanal dünyada, sosyal medya platformlarında unutulmasını isteme hakkı şeklinde tanımlayabiliriz.

See Also

Sosyal medyada kişisel verilerin korunması kapsamında, Almanya’da da öğretmenler için bir kısıtlama getirilmiştir.  Almanya’nın Baden-Württemberg eyaleti Kültür Gençlik ve Spor Bakanlığı, yayınladığı bir genelge ile sosyal medya platformlarını kullanan öğretmenleri birtakım kurallara bağladığı görülmektedir. Yayınlanan genelge ile kişisel verilerin korunması ilkesi doğrultusunda sosyal medya platformlarında öğretmenlerin görevlerine ilişkin veri paylaşımı yasaklanmıştır. İster öğretmenler arasında olsun isterse de öğretmen ile öğrenciler arasında olsun, sosyal medyada araçları aracılığıyla gerçekleşen her türlü iletişimin bu kapsama girdiği belirtilmiştir.

Türkiye’de, 7 Mart 2017 tarihinde Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan, 2975829 sayılı 2017-12 nolu “Okullarda Sosyal Medyanın Kullanılması” konulu genelge ile sosyal medya platformları aracılığıyla öğrenci fotoğrafları, öğrenci videoları başta olmak üzere yapılan paylaşımlara ilişkin açıklık getirilmiştir. Bu genelge gereği öğrencilerin fotoğraf, video ve ses kayıtlarının internette, sosyal medya platformlarında hukuka aykırı olacak bir şekilde paylaşılması durumunda, gerekli hukuki işlem başlatılacağı ifade edilmiştir. Ayrıca internette öğrenci fotoğrafları paylaşmak, sınıf ortamında çekilen öğrenci videolarını sosyal medya araçları ile paylaşmak, hukuka aykırı ise gerekli soruşturma yapılacağı ifade edilmiştir.

Sosyal medya araçlarının; çocuk hakları ihlallerinin önlenmesinde rol alacak şekilde, çocuk dostu bir anlayışla yeniden yapılandırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Son dönemlerin popüler sosyal medya uygulamaları Youtube ve Instagram aracılığıyla çocuk odaklı paylaşım yapan kullanıcılarının sayısında ciddi artışlar olduğu gözlemlenmektedir. 2019 yılının ilk aylarında Youtube çocuk odaklı paylaşımlar için yorum bölümünü kapatacağını deklare etmiştir. Önemli bazı şirketler tarafından bu uygulama üzerinden çocuklara yönelik yayınlanan bazı reklamlarda uygunsuz yorumlar yapıldığı belirlenmiştir. Bununla ilgili şirketlerin reklamlarını yayından kaldırma kararı almaları yerinde olmuştur. Çocukların sosyal medya aracılığıyla istismar edilmesinin önüne geçilmesi açısından benzer önlemlerin diğer sosyal medya platformları tarafından da hayata geçirilmesi beklenmektedir.  

Çocukların dijital ortamlarda zorbalığa uğrayıp, istismar edilmemesi adına çocuk hakları eğitimi önleyici bir rol oynayabilir. Bunun için gerek okul, gerekse aileler için ilgili diğer kurumlarında müdahil olacakları çocuk hakları eğitimleri planlanmalıdır. Türkiye’de çocuklar sosyal medya araçları üzerinden kişilik haklarını, özel yaşamlarını, onurlarını kırıcı, hak ihlallerine maruz kalabilmektedir.  Çocuk haklarıyla ilgili mevzuat çalışmaları yapılırken; hukuk, eğitim, psikoloji, sosyoloji, bilişim teknolojileri gibi alanlardaki uzmanlar, çalışmaları yürüten ilgili organlara yardımcı olmalıdır.

Makalenin tamamına ulaşmak için aşağıdaki linki tıklayınız: http://sbd.ogu.edu.tr/makaleler/ÖZEL-49.pdf

What's Your Reaction?
Bilgilendirici
2
İlginç
0
Mükemmel
1
View Comments (0)

Leave a Reply

Your email address will not be published.

Scroll To Top