Now Reading
Zihnimizi Geliştirmek Mümkün Mü?

Zihnimizi Geliştirmek Mümkün Mü?

Yazar: Dr. Öğr. Üyesi Hülya YILDIZLI

2018’de eğitim alanında yapılan çalışmalarda en popüler konularından biri, gelişim odaklı zihin çalışmalarıdır (growth mindset). Gelişim odaklı zihin çalışmaları, bireylerin öğrenme ve zekaya ilişkin inançlarını yeniden ele alır. Söz konusu öğrenme ve zeka olunca,  bu durum biz öğretmenleri ve aileleri daha fazla ilgilendirir. Gelişim odaklı zihin çalışmalarının temelinde yatan ana varsayımlarından biri, öğrenciler kendilerini daha akıllı olabileceklerine inandırdıklarında, bu inancın onların daha fazla çaba göstermelerini sağladıkları şeklindedir. Daha fazla çaba gösterilmesi de öğrenmeye ilişkin daha fazla zaman ayrılması demektir. Bu durum da yüksek başarıları beraberinde getirir. Burada önemle üzerinde durulması gereken şeyin growth mindset’in sadece çaba göstermekle eş değer olarak gösterilmeyeceğidir. Çaba öğrenci başarısı için bir anahtardır fakat tek şey değildir. Bazen öğrencilerimize, çocuklarımıza “Büyük çaba gösterdin.”, “Elinden gelenin en iyisini yaptın” gibi ifadelerde bulunuruz. Fakat bu durumda görüldüğü üzere bireyin çok çaba göstermesi onun öğrenmeyi sağladığı anlamına gelmez. Peki nedir sorulması ya da söylenmesi gereken şey/ler?

Growth mindset yaklaşımı, öğrencilere öğrenmeye ilişkin yollarda meydan gelen zorluklar ve yenilgiler karşısında mücadele etmeye yardımcı olarak, öğrencilerin uzun ve kısa vadede kendilerini iyi hissetmelerini sağlayan bir yaklaşımdır. Bu düşünce yapısına sahip öğretmenler olarak bizler neler yapabiliriz? Öğrencilerimize herhangi bir zorlukla karşılaştıkları zaman, öğretmen olarak yaptıkları işleri takdir etmenin ötesinde neler denediklerini ve ileriki aşamalarda neler yapabileceklerine ilişkin konuşmalar gerçekleştirmemiz gerekir. Öğrencilerimizin yeteneklerini sabit görmeyip, bu yeteneklerin gelişebilir olduğuna, gerekli çaba, uygulama ve öğretim yoluyla elde edilebilecek potansiyeller olarak görmek gerekir. Tek gerçek öğrencilerimizi geliştirebileceğimiz gerçeğidir. Bu düşünce, öğrencimizin öğrenmeyi benimsemesine, zorlukları, hataları ve geribildirimleri memnuniyetle karşılamasına ve yetenek yaratmada çabanın önemini anlamasını sağlar. Tutku ve özveri ile çalışır, çalışmak zorunda olduğunun farkındadır ve bundan zevk alır. Çabalarının yeteneklerini ateşleyen ve zaman içinde büyümesine neden olan şey olduğunu anlar.

Öğrencilerimizi “yüksek not”, “en iyi olma”, “akıllı olma” gibi etiketlerle boğmayalım. Onlara şu bilinci oluşturmamız gerekir: En iyisi olmak ya da iyi not almak yerine öğrenmek ve öğrendiğimi görmek benim için daha önemlidir. Yüksek notlara, kazanılan başarılara odaklanmak yerine öğrenmeye odaklanmak daha önemlidir. Bu bilince sahip olmak ve uygulamalarımızı bu bilinç çerçevesinde şekillendirmek bizi zaten başarıya ulaştıracaktır.

Peki bu durumda neler yapabiliriz?

  • Kusurlarımızı kabul edelim ve benimseyelim

Zayıf yönlerimizden saklanmak, asla üstesinden gelemeyeceğimiz anlamına gelir. Onları bilmek onlarla daha kolay savaşmamızı sağlar. Unutmayalım ki, bizi bizden daha iyi tanıyabilecek olmayacak.

  • Zorlukları fırsat olarak görelim.

Zihnimizin gelişeceğine inanmak karşıma çıkan fırsatları değerlendirebileceğimiz anlamına gelir. Karşılaşacağımız zorlukların bizi yıldırmayacağına onların bizi güçlendireceğine inanalım.

  • Farklı öğrenme stratejileri deneyelim.

Her bireyin öğrenme yolu aynı değildir. Başkaları için öğrenmeye giden yol bizim için etkili olmayabilir. Öyle ise kendimize şu soruyu soralım: Ben nasıl öğreniyorum?

  • Beynimizin esnek bir yapıda olduğuna inanalım.

Beyin sabit değil;  zihin de olmamalı. Bu esnek yapıyı kullanarak gerekli yolları da deneyerek sonuca ulaşabiliriz.

  • “Başarısız” kelimesini “öğrenme” kelimesiyle değiştirelim.

Bir hata yaptığımızda veya bir hedefin gerisinde kaldığımızda ya da hiç ulaşamadığımızda, başarısız olmadık; öğrendik. Neyi öğrendik: Hangi yolların bizi hedefe ulaştırmadığını. Bundan sonraki adımlarımda hangi yolları kullanmayacağımızı.

  • Başkalarının bizi onaylamasını beklemeyelim.

Amacımız öğrenme olduğunda ve bu amaç çerçevesinde çabalarımızı gerçekleştirdiğimizde gelişimimizin farkında olacağız. Bu yüzden başkalarının bizi onaylamasına gerek yok. Biz biliyoruz zaten bunu.

  • Öğrenme sürecimize bu sürecin sonunda kazanacaklarımızdan daha fazla değer verelim.

Akıllı insanlar öğrenme sürecinden zevk alır ve bu sürecin beklenen bir zaman diliminin ötesinde devam etmesinde onlar için sakınca yoktur.

  • Geliştiğimizi başkaları ile paylaşalım.

Gelişmeyi geçekten takdir ediyorsak başkaları ile paylaşmak da hoşumuza gidecektir. Onların da bizim taktiklerimizden yararlandıklarını görmek bizi daha mutlu edecektir. Hayattaki yarış başkalarıyla değil kendinle olan yarıştır.

  • Hızlı öğrenme iyi öğrenme değildir.

İyi öğrenme bazen hatalara zaman ayırabilmeyi gerektirir. Hatalar üzerinde çalışmak ve neleri yapmamayı belirlemek sonraki adımlarımızı daha kolay hale getirecektir.

  • Eylemlerimize yönelik ödüllendirmelerde bulunalım, özelliklerimize göre değil.

Öğretmen, ebeveyn olarak öğrencilerimizi ya da çocuklarımızı ödüllendirirken, onları akıllı olduklarına inandırmak için değil, akıllıca bir şeyler yapabildikleri için ödüllendirelim.

  • “Dahi” kavramını yeniden tanımlayalım.

Dâhilik yalnız yetenekle değil aynı zamanda çok çalışmayı gerektirir. Keşifleri ile dünyadaki fikir yapılarını değiştiren bilim insanları herhalde sadece yetenekleri ile bu sonuca ulaşmadılar.  Onlar aynı zamanda çok çaba sarf ettiler.

  • Eleştirilerimizi olumlu olarak sergileyelim.

Kendimize samimi olalım. Neler yaptım? Neler yapabilirdim? Sorularının cevabını verecek olan kendimiziz. Kendimizi eleştirirken neler yapabileceksen yapmadıklarımız üzerine düşünelim.

  • Gelişimi başarısızlıklarımızdan ayıralım.

Bazen hemen sonuca ulaşamayabiliriz. Ama bu durum gelişmediğimiz anlamına gelmez. Sürece giden yol daha uzun olabilir. Sabredip çaba göstermeye devam etmeliyiz.

  • Yansıtıcı düşünme fırsatları sağlayalım.

Öğrencilerimize, kendimize, çocuklarımıza her gün kendi öğrenmelerimiz üzerine düşünmemizi, sorgulamamızı sağlayalım. Neler öğrendik? Önemli olan ne idi? Buradan nereye ilerleyebilirim? Daha farklı neler öğrenebilirim? Nasıl öğrendim?

  • Yetenekten önce çabayı ön plana koyalım.

Doğal yeteneklerimizi değil, zor işler karşısında gösterdiğimiz çabayı, sebatı ödüllendirelim.

  • Öğrenme ve beyin eğitimi arasındaki ilişkiyi vurgulayalım.

Beyin tıpkı vücut gibi işlenmesi gereken bir kas gibidir. Çalıştıkça güçlenir, çalışmadıkça güçsüzleşir.

See Also

  • Diğer kişilerin hatalarından ders alalım.

Kendilerinizi başkalarıyla kıyaslamak yerine, onların hangi durumda hangi eylemlerde başarısız olduklarını belirlememiz gerekir. Durumlar ve şartlar farklı olabilir ama dolaylı olarak eylemler ve sonuçlar üzerinde düşünmek bizi yolumuzda daha emin adımlarla ilerlememizi sağlar.

  • Elde edilen her bir hedefin adından yeni bir hedef belirleyin.

Asla öğrenme bitmez. Sadece kendimizin, öğrencilerimizin, çocuklarımızın sınavlarının bitmesi, bir konuyla ilgilenmeyi bıraktığımız anlamına gelmez. Unutmayalım ki, gelişmeye odaklı insanlar kendilerini teşvik etmek için her zaman kendilerine yeni hedefler yaratmayı bilirler.  

  • Risk almaktan korkmayalım.

Yaptıklarımızı bilmek yeterli değil, yapabileceklerimizi de bilmek önemlidir. Bu da risk almayı gerektirir.

  • Zor işlere yönelik cesaretimizi artıralım.

Şunu unutmayalım: her zaman karşımıza kolay işler gelmeyecek. Biz bu kolay işlerden de kaçamayacağız. Cesaretli olursak karşımızdaki zorluklara daha fazla direniriz. Yanlışlarımızın bizi geliştirdiğine inanırız. Yapabileceklerimizi görürüz.  Peki öğretmen olarak öğrencilerimizi nasıl cesaretlendireceğiz?

(https://www.teachthought.com/learning/25-simple-ways-develop-growth-mindset/’ten uyarlanmıştır):

Öğrencilerimizi nasıl cesaretlendireceğiz?

Neler söylemeliyiz? Neler söylememeliyiz?
Yeni bir problemin nasıl
çözüldüğünü öğrendiğiniz
zaman bu aktiviteler matematiksel beyninizi geliştirir.
Herkes matematikte iyi değildir. sen
elinden geleni yaptın.
Kendini matematikte iyi değilim olarak düşündüğünü fark
ettiğinde bu cümlenin sonuna
“henüz” kelimesini ekle.
Tamam. Belki matematik senin
yetenekelrin arasında değil.
Matematiğin zor olmasının orta-ya çıkardığı his, beyninizin
büyüdüğü hissidir.
Endişelenme denemeye devam ettikçeistediğini elde edeceksin.Eğer öğrenci-leriniz yanlış stratjeiler kullnıyor ise çabaları işe yaramayacaktır.
Önemli olan  herşeyi hemen almak değildir.  Mesele adım adım anlayışınızı büyütmektir. Bundan sonra ne deneyebilirsin? Mükemmel çaba.
Sen elinden geleni yaptın.
(Öğrencilerinizin gösterebileceği
performanstan daha azını kabul et- meyin)
🙂 🙁

Kaynak: Carol Dweck: Mindset: The New Psychology of Success

Öğretmen olarak sadece Matematik, Fen, Türkçe vb. öğretmiş olmamız iyi öğretmenlik yaptığımız anlamına gelmiyor. Öğrencilerimize kendilerini tanımalarını için fırsatlar sunmalıyız. Onlara kendilerinin daha fazla neleri başarabildiklerini göstermeliyiz. Onlara hayatta en önemli yarışın kendileri ile olan yarış olduğunu benimsetmemiz gerekir. Bazen öyle bir duruma geliyoruz ki, bir önceki durumumuzdan daha iyi duruma gelmemize yani ilerlememize, gelişmemize rağmen, başkalarıyla olan yarışlarımızdan, kendimizi onlarla kıyaslamaktan dolayı başarımızı göremez hale geliyoruz. Gelişmemize, ilerlememize sevinemiyoruz, mutlu olmuyoruz. Çünkü görmüyoruz.

Kaynakça

Dweck, C. (2015). Carol Dweck revisits the growth mindset. Education Week, 35(5), 20-24.

https://www.mindsetworks.com/science
What's Your Reaction?
Bilgilendirici
0
İlginç
0
Mükemmel
0
View Comments (0)

Leave a Reply

Your email address will not be published.

Scroll To Top